7 Ocak 2018 Pazar

Aşklar İçinde

,
Denizin en az yeri bir köpüğü başlatıyor
Yürüyorum kumların çakıllarin yanı sıra
Yüreğimde bir sancı keskin bir akasya kokusundan
Avuçlarımda bir yanma
Büyüyen bir ürpertiyim sanki, kayıp gidiyorum üstünde sabahın
Oldu olacak
Eğilip bir taş alıyorum yerden, fırlatıyorum denize
Ufacık bir gülüş geçiyor suyun üzerinden
Bir çocuğun gülüşü gibi
Aşkların, nice aşklarin ayrılık günü gibi
Bir sokağın ucunda kaybolup solan
Daha çok solan, aşkların solgunluğu suyun üzerinde
Korularda yoğun bir erguvan sisi.

Hisarlı balıkçı ağlarını ayıklıyor
Ağları pembeden hüzne giden
Dip sularında mercanlar gibi koyulaşan
Kirpiksiz gözleri böyle daha güzel
Çil basmış yüzünü bütün
Parmakları capcanlı, pavuryalar gibi
Merhaba, desem bir kucak balık atacak önüme
Biliyorum atacak
Böyledir memleketimin yoksul halkı
Bir onlarda rastladım bu cömertliğe
Istavritler kıpır kıpır dibinde sandalının
Balık dedin mi, oynamaz gözleri hiçbirinin, tertemiz bir resim gibi
bakarlar insana
Günlerce bakarlar, bıraksan yıllarca bakarlar belki
Gözlerin gibi senin, yıllardır unutamadığım
Ve bu yüzden olacak düşünmedim şimdiye kadar bir balığın ölebileceğini.

Hızar sesleri geliyor yakından, güneşin döndüğünü görüyorum
Çınar yapraklarının arasında yeşil yeşil
Yeşille sarı birlikte dönüyor
Denize düşüyorlar kırıla kırıla
Bir örtü oluyor düşündügüm her şey denizin ve asfalt yolun üstünde
Gözyaşları bir örtü, onurla cesaret bir örtü
Senin upuzun gövden -kapkara saçlarınla-
Daha da uzun şimdi bir örtü olarak
Denizin kıvrımlarında aşka hazırlanıyor
Göğe düğmeler gibi yapışmış kirazların altında
Yıllar var ki unuttuğumu sanırdım bu örtüyü ben
Sevgiyi bilmezdin de ondan, sevişmeyi bilirdin yalnızca
Birtakım sözler de bilirdin, niye saklamalı, en ustalıklı sözlerdi onlar

Ama bak
Kaybolup giderdi herbiri, karşılaştılar mı bir yerde şiirle
Aslına bakarsan en güzel aldanmaları yaşadık seninle biz
Hatırlıyorum da öyle.

Tepelerde otlar yakmışlar, kuzular dolaşıyor dumanların arasında
Bir kızla oğlan geçiyor, birbirilerine iyice sarılmışlar
Kızın ağzında ince bir dal parçası
Dalın ucunda bir tomurcuk, ağzıyla dudaklarıyla beslemiş sanki onu
Öylesine bilmek istiyorum ki ne konuştuklarını, ama duymaktan
korkuyorum gene de
Söyle, en son nerde görmüştüm seni
Böyle dumanlar vardı gözlerinde, boynunda bir de
Şimdi gene var
Bileklerinde, bileklerinin renginde
Dudaklarında, dudaklarının
Gözlerinin dolar gibi olması renginde ve
Yorgunsan bir kıyı kahvesinde dinlenirkenki
Üşüdügün, başını omzuma koyduğun, sonra elele
Bir aşkı yaşamak, bir aşkınn bilinmesinden bambaşka değil miydi
Ve bu ikisini ayıran duman, yani bir aşkı bizim yapan
Bu dumanların hepsi gibi varsın şimdi de
Acele etme yoksun belki
Ben herşeyin bir bir yok olmasına o kadar alıştım ki
Ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki
Bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.

Küçüksu çayırını şantiye yapmışlar
İşçiler beton döküyor, demir eğiyor, zift kaynatıyor
Vakit öğleyi geçti çoktan, yemeklerini yemiş olmalılar
Coca-Cola’ya doğrayıp ekmeklerini
İşçilerimiz, yarını kuracak olan işçilerimiz
Ben görür müyüm bilmem, ama kuracaklar mutlaka
Coskuyla çakacaklar her çiviyi, türkülerle dökecekler betonu
Ve onlar
Onlar, diyorum sadece
Bir yolculukta karşılıklı konuşan adamların
Parmak uçlarındaki sigaralar gibi şaşkın
Bilmeden ne yapacaklarını
Anlayacaklar ne kadar güçsüz
Ne kadar zavallı olduklarını
Vakit öğleyi geçti çoktan.

Bir tanker geçiyor şimdi de tam akıntının ortasından
Baştanbaşa gül rengi
Kimseler görünmüyor içinde
Neden görünmüyor, bilmiyorum
Yolcu uçaklarına, yük kamyonlarına, fabrikalara petrol taşıyor
Tanklara, savaş gemilerine, roketlere de
Yılların, yüzyılların
Bitmeyen vahşetini ateşlemek için
Sanki bu yüzden kimseler görünmüyor ortalıkta, utançlarından
Utancı bilerek yaşamak korkunç
Daha korkuncu da var:utancı bilerekten yaşatmak
Gördük hepsini işte, daha da görüyoruz.

Pembeye dönük bir aydınlık, yağıyor usul usul
Bir poyraz çıktı hafiften, kuzeye çevrildi teknelerin burnu
Ve güneş kaydıkça kayıyor batıya doğru, birazdan kan kırmızı bir gök
buğulanacak
Birazdan kan kırmızı bir akşam yağmuru da dökülebilir
Neler olabilir birazdan
Bir uçak geçiyor yaldızdan bir iz birakarak
İçindeki mutlu yüzleri düşünüyorum
Bir hüzün basıyor gene, ne kadar istemesem de
Çabuk geçiyor
Nerede okumustum, hatırlamıyorum şimdi, biri mi anlatmıştı yoksa
Mahpusunu kıskanan bir gardiyani
Ve düşün sevgilim, mahpusunu kıskanan bir gardiyan düşün
Ne kadar acı bunlar
Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak
Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir
Birazdan akşam olacak sevgilim
Bütün heybetiyle akşam olacak
Sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
Bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
Bildiğim bir şey varsa
O kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
Unutup birden zamanı ve yeri
Onunla bir günü kutluyorum coşarak
Onunla bir günü kutluyoruz sanki.

EDİP CANSEVER
SEVGİ ve IŞIK’la kalın...
Persephone
devamını oku →

9 Kasım 2017 Perşembe

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

,
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: 
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: 
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

Ataol Behramoğlu


SEVGİ ve IŞIK’la kalın...

Persephone
devamını oku →

11 Eylül 2017 Pazartesi

Mim Marka

,
Sevgili bloger arkadaşım Elif uzunca bir zaman önce beni iki konuda mimlemişti. Zaman darlığından ne yazık ki yapma fırsatı bulamadım. Sevgili Elif'çim kusurum affola...
İlk mimim marka mimi. Bu mimi yapmak daha kolay gibi geldi:) Diğer mim benim için zorlu ama yapmaya çalışacağım ilerleyen günlerde... Elif'in marka mimi cevapları için tık tık...
Öyle çok da marka takıntılarım yok açıkçası, sevdiğim bazı markalar var...
Gelelim mimizin konusuna;  ''Markalar arasından favori üçlünüz hangileri?''

1. Biz kadınlar olarak evde işimizi kolaylaştıracak şeyleri pek bir severiz. Haksız da değiliz. İşlerimi kolaylaştıran en sevdiğim marka;
2. Giyim konusunda zevkle aldığım, tasarımlarını beğendiğim marka;
3. Cilt bakımında da ürünlerini sevdiğim ve özellikle güneş koruyucusundan vazgeçemediğim marka;
Yapmak isteyen herkes bu MİM'e davetlidir;)

SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →

4 Eylül 2017 Pazartesi

Boşver Gitsin

,
Hayaller gerçeklerin yüzünü örtüyor,
Öyle balkondan izlerken güzellikleri,
Eski Foça ayaklarının altında, huzurla...
Yanında olmasını istediklerin yoksa,
İşte o zaman çöküyor hüzün yüreğine...
Boşver gitsin her şeyi... Sus ve dinle dalgaların sesini... 
Çağırıyor tüm güzellikleri...
Yaz bitiyor, Eylül'ün sonbahar sesleri yanı başında...


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...

Persephone
devamını oku →

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sen Gel Bence

,

“Hayat kısa diyor film.
Bir şaire aşık olmalı
bir de daktilo almalı.
Sonra belki çay içeriz.
Şansımız varsa yağmur da yağar.
Damlalara huzur yüklemece oynarız,
Benim damlam seninkini alnından öper.
Güzel şeyler olur belki.
Sen gel bence…”


Lale Müldür




SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone
devamını oku →

9 Ağustos 2017 Çarşamba

İnceden İsyan

,
Haytımın en yoğun yazını yaşıyorum. Az buçuk iki hafta nefes aldım. Okudum bol bol, yüzdüm, uyudum. Bu kadarı bana yeter mi? Yetmedi tabii... Seviyorum gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi. Ver elini Amsterdam, Paris, İtalya, Selanik... Ah en gözde şehrim Amsterdam! Seviyorum 7/ 24 yaşayan şehirleri. Dinginliği çok sevsem de, enerji çekiyor beni... 
Bu yaz, içim kıpır kıpır olsa da otur yerinde diyor. Yapacak çok işlerin var. Yapılacakların sonu da gelmiyor ki; bak işte geçiyor koskocaman yaz. Kayıyor avuçlarının içinden. Seneye kim öle, kim kala... Kaçıp giden zamana mı yanayım, hadi sonlandır artık şu işleri diyen iç sesime mi bilemedim... 
İsyanlarım tavan yaptı. Kafam karışık. O kadar çok şey yapmak gerekiyor ve o kadar çok şey yapmak istiyorum ki; anlatsam roman olur. Bir yandan kendim bir yandan oğlum. Önceliğim oğlum tabii ki... 
Anne olmak her şeyin önünde. Annelik ne farklı bir duygu... Allah annelik duygusunu tatmak isteyen herkese evlat versin... 
Anne olunca her şey değişiyor. Önce çocuğun, sonra sen! 
Önce çocuğum diyor bir çok kadın! İç güdüsel sanırım... İstisnaların kaideyi bozmadığını düşünerek söylüyorum. Yoksa; "ah ne anneler" var diyecek durumları da basından, çevremizden  gözlemlemiyor değiliz. 
Babalık mı valla bilmiyorum okur. Kendi babama bakıyorum bir de çocuğumun babasına. Bu yaşımda kafam karışıyor. Çocuğum ne yapsın? Ben de bilmiyorum...


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...

Persephone
devamını oku →

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Virajlar

,
Virajlarımız var; kimi keskin kimi yumuşak. Bazılarını yara almadan atlatıyoruz bazılarını da ağır yaralarla. 
Ben yok saymayı severim ki; doğru olmadığını bile bile. Silerim direkt üç gün önce canımı sıkan, acıtan şeyi. Sorsalar, hatırlamakta zorlanırım, o kadar yani. Herkesin değişik yöntemleri var, acılarını hafifletmek, virajlarını atlatmak için, benim ki de bu; yok saymak. Yaşamamış gibiyimdir, tüy gibi hafif. Unutamdıklarım da yok değil tabii... Bazen yok saymak da kolay değil. Zorlar insanı, ben buradayım diye sürekli hatırlatır kendini. Tuhaftır işte...
Bazen de hayat hatırlatır size yok saydıklarınızı, sildiğiniz yaşanmışlıklarınızı...
İnsan yaşadıklarıyla vardır, varolur, unutmak istediklerimiz olsa bile... 
Boş yere inmiyorlar çocukluğumuza psikologlar, psikiyatristler... Bilinç dışına ittiğimiz kimbilir neler var, bilinçli olarak ittiklerimizin dışında, farkında bile değiliz...
Ben buradayım, yaşıyorum ve geçmişinin bir parçasıyım, uyan dediğinde ise hayat, bir kuş kanadının yüzünde patlaması gibi ayıltır insanı. 
Dost meclisinde iki lafın belini kırmak, iki nefes almak için dışarı çıktığında o kuş kanadının yüzünde patlamasını hissedersin. Tesadüf müdür hayat? Belki evet belki de hayır... Bilinç dışına itilenler belki de bilincin ortasına çöreklenmek için can atıyordur kim bilebilir ki? 
Geçmişinle ortak bağ kuran birileri çıkar karşına, ne kadar önemsemiş olduğunu hissettirir sana, içinde yok ettiklerini. Oysa ki; yok ettiğini sanmışsın, farkında bile değilsin... Ayıl ey insan!!!
Önemsenmeyi, değer verilmeyi hak ettiklerini düşünmesen de içini acıtır ya bir şeyler. İnsansındır netice de! 
Karşındakinin insani duygularından şüphe duysanda!!! Görmüşsündür çünkü; bir küçük açıklamayı sana çok gördüklerini, önemsenmediğini... Değersizleştirildiğini... 
Olamadım, beceremedim çevremdekilere, hayatıma dokunmuş insanlara karşı duyarsız olmayı... Becerebilenleri de takdir ediyorum. Asla yargılamam...
Geçmişimle, yaşanmışlıklarımla, hayatımın içinden geçenlerle var olduğumu hep bildim. Bilmeye de devam edeceğim... İyi ya da kötü inkâr edemedim bana ve hayatıma kattıklarını. Çünkü, hepsi ayrı birer dersti bana... 
''Asla varsayma!!! '' Aldığım en büyük ders şu minnacık hayatımda... Çünkü, varsaymak en çok kendini acıtır, başkasını değil. Objektif bakabilmeyi becerebilmeli insan, hem kendine hem karşısındakilere hem de olaylara... Yoksa varsaymaya meyleder insan elinde olmadan...
Hayat dört gün önce yok saydıklarımdan bir şeyi hatırlatmak için kurmuş saatini... 
Üzüldüm duyduğuma... Babacığını kaybetmişsin... Yanında olabilmeyi isterdim, kısmet değilmiş... Başın sağolun... Mekânı cennet olsun....


SEVGİ ve IŞIK'la kalın...
Persephone


devamını oku →